Pages

Friday, November 9, 2012

Doğu Karadeniz ve Batum

Günler günleri takip etti, tatiller tatilleri geride bıraktı ve Doğu Karadeniz+Batum turumuz başarıyla tamamlandı. Aslında Doğu Karadeniz demeyelim. Doğu Karadeniz yayları. 
Turla gidildiği için hızlandırılmış İngilizce kursu misali, hızlıca Ayder, Uzungöl yaylaları gezilip, Trabzon, Gümüşhane, Rize, Artvin görüldü.
KARADENİZ
Uçaktan inip doğruca otobüsümüze geçip, Trabzon' dan yola koyulduk. Trabzon'un ormanları, dağları derken geze geze Gümüşhane'ye gelindi ve muhteşem Karacadağ Mağarası'na girildi. Sarkıt ve dikitlerin oluşumu hala devam eden bu Mağara 1000 lerce yılın eseri.  
Hamsiköy lokantasında ufak bir mola verilip, bir fındıklı fırında sütlaç yenildi ki tek kelimeyle mükemmel. 

Sonrasında her zaman görmek istediğimiz Sümela Manastırı' na geçildi. Denizden 1250mt yüksekteki Karadağ' ın eteklerine oyularak yapılmış Manastır, insanı büyülüyor. İçerisindeki freksler insanlığın oluşumunu anlatıyor. Ah bir de cahil insanlar Manastır' ı tahrip etmeseydi ne güzel olurmuş. Her yerde isimler, yazılar var. Yerlisi, yabancısı farketmiyor. Manastırı 1998' de Turizm Bakanlığı'nca koruma altına alınmış ama çok çok geç kalınmış. Ne yazık...

Ertesi gün Gürcistan' ın Batum şehrine geçmek için Maçka' daki otelimizden ayrıldık. Osmanlıdan kalma, eskiden Sovyetler Birliği'ne bağlı olan Gürcistan, bağımsızlığını ilan edince Amerika ve Avrupa destekli devlet başkanlarıyla günden güne gelişiyor. 5 yıl sonra Gürcistan' ın çok daha güzel olacağından eminim.
Dönelim gezimize; Batum' a giderken Acara bölgesinden geçtik. Acara, daha önceleri hırsızlığın, yolsuzluğun sürekli olduğunu bir bölgesi Gürcistan' ın. Şuan düzen sağlanmış ama halkın fakirliği apartmanların dış görünüşünden belli oluyor. Örneğin, insanlar evlerine sığamayınca binanın dışına bir oda örebiliyorlar. Birçok binanın katlarında bunları görebiliyorsunuz. 
Batum ise bambaşka bir dünya. Acara' nın fakir görüntüsünden eser yok. Casino' ların yasal olması, 5 yıldızlı otellerin fazlalığı dikkat çekiyor. Vize olmadığı içinde komşu ülkelerden kumar sevenler Batum' a akın ediyor. Gelişmiş, varlık içerisinde olan bir şehir görünümde. Tabii ki eski binalar mevcut ve bu turistik görüntüyü bozuyor ama o binaların kısa sürede değiştirileceğini düşünüyorum. 
Batum' u tanımaya botanik bahçesi ile başladık. Çok önemli bitki türleri ve asırlık ağaçlarıyla kaplı büyük bir orman.  
Sonra Osmanlı' dan kalan tek ibadet yeri olan Orta Camii, Meryem Ana Katedrali (ayin olduğu için giremedik), Batum Bulvarı, Batum Resim ve Güzel Sanatlar Müzesi, ünlü Tiyatro binası, Medea Heykeli görüldü.
Sigara ve alkol çok ucuz. Armutlu gazozları ve pideleri meşhur :)

Sağdaki fotoğraf Batum' un ünlü restoranlarından Rixos.


   Ertesi gün ise doğa harikaları Ayder ve Uzungöl Yaylaları, Rize, Zilkale, Fırtına Deresi, Şelaler, asırlık köprüler, Atatürk Köşkü ve Trabzona dönüş ile yolculuğumuzu tamamladık. 
 
Ayder ve Uzungöl'de yeşilin her tonu mevcut. Bol oksijen alınıp, Guinness rekorlar kitabına giren dünyanın en eski yayla evinde çaylar içilmiştir. Daha kar yağmamışken koca dağların tepelerinde karlar görülmüştür.
 




 
May the force be with us ^_^
Güç bizimle olsun !